DÜnyanin En Zekİ Çocugu Daha 18 Aylik
google_protectAndRun("render_ads.js::google_render_ad", google_handleError, google_render_ad);
DEAN Massenburg isimli 18 aylık çocuk okuma-yazma biliyor matematik işlemleri yapıyor ve çatır çatır Japonca konuşuyor. Doktorlar şaşkın. Dünyanın en özel dahisi Amerika'dan çıktı... Sadece 18 aylık olan müthiş çocuk okuma-yazma biliyor Japonca konuşuyor ve matematik problemlerini çözüyor. Ünlü profesörleri bile şaşkına çeviren küçük dahi Dean Massenburg gelecekte doktor olmak istiyor. Bu dahi eşsiz... Bugüne kadar yaşları 7 ila 18 arasında değişen birçok dahi dönem dönem inanılmaz olaylarla gündeme geldi. Ancak hiçbiri Amerikalı Dean Massenburg gibi değildi. Çünkü Dean adlı dahi sadece 18 aylık. TEST YAPILDI ABD'nin Virginia eyaletine bağlı Porstmouth kentinde yaşayan Danny ve Melanie Massenburg adlı çiftin ilk çocuğu olan Dean bu yaşında okuma yazma biliyor. Bir ortaokul öğrencisine sorulan matematik problemlerini rahatlıkla çözen Dean Virginia Üniversitesi profesörlerini bile şaşkına çevirdi. Geçtiğimiz hafta yapılan küçük bir testte müthiş başarı gösteren Dean ABD'li doktorları korkutuyor. Çünkü Dean'in zekasının onun gelecekteki yaşamını negatif yönde etkilemesinden korkuluyor. SORUN VAR Küçük Dean'- in zekasının onu yaşıtlarından ayırdığını belirten uzmanlar "Dean diğer yaşıtlarının gelişiminden farklı olarak büyüyor. Bu olay ilerki yıllarda çok büyük sorunları beraberinde getirecek" diyor. Büyüyünce doktor olmak isteyen 18 aylık dahinin bilgisayar programcısı annesi Melanie Dean'in bir televizyon kanalında seyrettiği Japonca eğitimi programı sayesinde orta derecede bu dili konuştuğunu söyledi.
7 Ocak 2010 Perşembe
17 Aralık 2009 Perşembe

Robert Pershing Wadlow Guiness rekorlar kitabındaki yerini, resmi olarak insanlık tarihindeki en uzun boylu insan olarak almıştır.Doğduğunda normal bir bebek gibi yaklaşık 3 kg doğmuştur. Fakat dikkatleri üzerine henüz 6 aylıkken çekmeye başlamıştır.6 Aylıkken 11kg, 18 aylıkken 23 kg ölçülmüştür. Inanılmaz bir oranda büyüyen Robert 8 yaşına geldiğinde ise boyu 187cm’ye kilosu 72 kg’a ulaşmıştır.Bütün hayatını Alton, İllinois’te geçiren Robert ailesinin hiçbir üyesinde görülmeyen bir büyüme hızına sahipti. Henüz 13 yaşındayken 2.18 boyuyla diğer izci çocuklardan oldukça farklı bir görüntü çizen Robert, normal bir hayat sürdürmeye çalışıyordu. Oysa ki fiziği dışında normal bir çocuktan hiçbir farkı bulunmamaktaydı.En büyük ilgi alanı ise pul kolleksiyonu ve fotoğrafçılıktı.18 yaşına geldiğinde boyu 2.53 olan Robert için giyim oldukça pahalı olmaya başlamıştı. Normalin üç katı harcama yapması, bir çift ayakkabı için yaklaşık 100$ ödemesi gerekiyordu. Bu durumu fark eden ulusal bir ayakkabı firması Robert’in ayakkabılarını onun için özel olarak ücretsiz sağlamaya başladı. Elbette ki bunun bir karşılığı olacaktı. 20 yaşına geldiğinde Robert bu firma için 800’den fazla yeri ve 41 eyaleti ziyaret etti. Baba, oğul Wadlow’lar bu tanıtım turu esnasında 300.000 mil yol katettiler.1920lerde tıpta hormanal dengesizlikler alanında henüz yeteri kadar gelişme kaydedilmediğinden Robert'ın durumu
na ancak seyirci olarak kalınıyordu.Kibar dev olarak anılan Robert 1937 senesindeki boyuyla dünyanın en uzun boylu insanı ünvanına sahip oldu.1940 senesine gelindiğindebacağında çıkan enfeksiyon sonucu öldü. Öldüğünde boyu 2.72 , kilosu ise 182 idi.Alton’da cenazesi esnasında bütün dükkanlar kapandı. Onun anısına açılan deftere 40.000’den fazla kişi imza attı. Mezar taşına sadece “Dinleniyor” yazıldı.Robert’ın ölümünden sonra ailesi onun bir ucube olarak anılmasını ve eşyalarının sergilenmemesi için Robert’ın eşyalarını imha ettiRobert P. Wadlow'un yaş-boy çizelgesi:5-1.63m8-1.83m9-1.89m10-1.96m11-2.00m12-2.10m13-2.18m14-2.26m15-2.34m16-2.40m17-2.45m18-2.53m19-2.58m20-2.61m21-2.65mBERMUDA ŞEYTAN ÜÇGENİ

Elinize bir harita alıp bakınca üçgen şeklinde görülen bu bölgede, bu zamana kadar açıklanamayan birçok esrarengiz olay gerçekleşmiştir. Kaybolan gemi, uçak ve insanların sayısı tam olarak bilinmemektedir. Bu nedenle uzun bir dönem lanetli yer veya şeytanın üçgeni gibi isimlerle anılmıştır, hatta günümüzde de bu isimleri zaman zaman kullanmaktayız.
Bermuda üçgeni, Atlantik okyanusunun 500.000 mil karelik bir alanını kaplayan, Amerika‘nın Atlantik okyanusuna açılan güneydoğu sahillerinde yer alan, kuşbakışı bakıldığında ise Miami, Bermuda ve Puerto Rico sınırları içerisinde kalan üçgen şeklinde bir alandır. Okyanusun bu kısmında yüzlerce gemi ve uçak enkazı bulunur. Son 100 sene içerisinde batan gemi, düşen uçak ve kaybolan insan sayısı 1000′lerle ifade ediliyor.
Bu bölgede suyun altında çok büyük mıknatıs maden kaynaklarının yer aldığı ve bu nedenle uçakların bu yoğun manyetik çekimden etkilenerek elektronik sistemlerinin bozulduğu, buna bağlı olarak da düştükleri söyleniyordu. Buna o kadar uzun seneler inanıldı ki, kimilerine göre başka bir açıklaması kesinlikle olamazdı. Fakat diğer taraftan biraz düşünürsek, eğer böyle birşey olsaydı gemiler niye batıyor? Yoksa bir gemiyi bile çekip yutabilecek kadar kuvvetli miydi bu manyetizma? Kesinlikle hayır. Eğer mıknatıs etkisi olsa ve zıt kutuplar prensibiyle gemi çekilse bile, su yüzünde duran bir gemiyi batıracak kadar güç üretebilmesi mümkün olmazdı. Ayrıca o bölgede yapılan ölçümler aşırı veya normalin üstünde bir manyetik alan olmadığını defalarca kanıtladı.Bölgede asıl şüphe uyandıran ise, insanların “denizde beyaz bir su oluşuyor” şeklinde ifade ettikleri sıradışı olaylardı. Bunun üzerine robot kameralı su araçlarıyla yapılan dalışlar sonucunda suyun tabanının bembeyaz bir örtüyle kaplı olduğu görüldü ve batan gemi ve uçak enkazlarının hepsi bulundu. Şu an en kuvvetli ihtimal olarak ortaya atılan güncel teoriye göre, bu tabaka denizin dibinde yer alan büyük doğalgaz kaynağından çıkan gazların suyun altında yüksek basınç ve düşük sıcaklığın etkisiyle katılaşıp beyaz hidrat parçacıkları haline gelmesi şeklinde açıklanıyor. Bu bölgeden aynı zamanda Gulf Stream adı verilen bir sıcak su akıntısı geçer. Suyun tabanındaki hidrat parçacıkları sıcak su akıntısıyla karşılaştıklarında eriyip su yüzüne doğru harekete geçerler. Bunun sonucunda binlerce metreküp doğalgaz suya karışmış olur ve suyun yoğunluğunu çok azaltırlar. O esnada bölgeden geçen bir gemi varsa, yoğunluk farkından dolayı suyun kaldırma k
uvveti gemiyi taşıyamaz ve gemi batar. Sıcak su akıntısıyla beraber hidritlerin erimesi bittiğinde su yüzünde oluşan bu beyaz tabaka da yok olur ve gemi sanki az önce orada değilmiş gibi gözden tamamen kaybolur.Aynı şekilde su yüzeyinden havaya dağılan gazlar, atmosferdeki havadan bile daha az yoğunluğa sahiptirler ve aynı sebepten yani yoğunluk farkından dolayı uçaklar hava tarafından yeterli sürtünmeyi alamayıp irtifa kaybederler ve doğalgaz moleküllerinin havadaki oksijeni tutmasından dolayı uçağın motorları yanma için gerekli oksijeni alamayıp dururlar.
Şeytan üçgeninde kaybolarak en fazla ünlenen olay “Flight 19″ idi. Oysa aynı zamanda çok sayıda uçak kaybolmuştu. Bunlar ikinci dünya savaşında Amerikan donanmasına ait bombardıman uçaklarıydı. Grumman IBM Florida Avenger tipindeki beş uçak, 5 Aralık 1945 tarihinde saat 14.00 civarında Florida’daki Fort Lauderdale donanma üssünden ayrıldıktan sonra pilotlar uçuş koşullarının gayet iyi olduğunu bildirmişlerdi.
Fakat sonra Bermuda Şeytan Üçgeni’nde birden bire yok oldular. Flight 19 uçağından son haber alındığında büyük bir deniz uçağı arama çalışmaları için yola çıkmıştı ve beş bombardıman uçağının tahmini yerine varıldığında alınan bir sinyal bir müddet sonra aniden yok oldu. Aynı gün birkaç saat içinde altı uçağın kaybolmasından sonra tarihin en büyük arama çalışmaları başladı. Fakat uçaklara ait tek bir parça bile bulunamadı.
Bermuda üçgeninin sırrı çözülmüş fakat herşeyi henüz tam olarak bilinememektedir. İleriki yıllarda “Bermuda Şeytan Üçgeni” olarak bilinen bölgenin, halen yapılmakta olan araştırmaların ışığında herşeyinin öğrenileceğini düşünüyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

